Yıllar önce yaz tatilini yaylalarda geçirdiğim zamanlardan birindeyiz. Yayladan yaşıtım arkadaşlar ile toplandık ve hem hayvanları kontrol etmek hem de eğlenmek için meraya gittik. Genclerde bir gelenek vardır orada, yollardaki çukurları doldurur geçen arabalardan gönüllerinden ne koparsa para toplardık. Bunu herkes yapardı. hatta o duran arabaların şoförleri de zamanında yapmıştır.
Neyse.
O gün baya bir arkadaş yollardaki çukurları kapattık, gelen arabalardan üç beş ne verdilerse aldık. Tabi bi hayli yorulduk. Sonra yayladaki tek bakkala gidip domates, salatalık, beyaz peynir, ekmek, soğan , zeytin gibi bişiler aldık. ama kalabalıktıkta herhalde bi 7-8 genç vardık.
Neyse o malzemeleri oturduk çimenlikte başladık beraber yemeye, hem yiyor hem de sohbet ediyoruz filan. Baya yorucu bir gündü, günün sonunda da böyle ilginç bir piknik yapmıştık.
Neredeyse aradan 15 yıl geçti ve ben hala unutmamışım bunu. Pek önemli bir piknik değildi gerçi ama neden unutmadım?Herhalde gercek sofra gerçek muhabbetti.
Şimdi o arkadaşlar kim bilir nerelerdedir. Bir ikisini tanıyorum. Biri bizim kemençeci Adem. Kendisi baya işi ilerletmiş. Rumca türküler söylüyor kemençesi ile birlikte. Bir de BBC de bir yazıya da konu olmuş.
heygidi günler hey.
Komşu mimlemiş beni.
Önce neler sormuş. Hemen kopyala yapıştıra danışıyoruz.
1) Dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?
2)Seçim barajı kaldırılsın mı? Neden?
3)Adayların belirlenmesinde nasıl bir yöntem uygulansın?
4)Yargı bağımsızlığı sizin için ne anlam taşıyor?
5) (Beşinci soruyu siz belirlemek durumunda olsaydınız neyi öğrenmek isterdiniz?)
6) Mimlediğimiz bloglar ve linkleri…
Hemen birinci sorudan başlayalım. Politik kişiliğimizi de ortaya sermiş olalım.
1- Dokunulmazlıkları kaldırma mselesi. Bakıyorsun siyasilerin hepsinde bir kelek var arkadaş. Çıkıp biri demiyorki “valla bana hava hoş, dokunulmazlığa girmem gereken bir durum yok. kafana göre” hepsinin bir pisliği var. Dokunulmazlık siyasi suçlar içinbir Hacc olsa gerek. Hacca giden günahlardan arınır diyorlar. Siyasete girenin de sucu filan kalmıyor. mis kebap.
2- Valla kaldırılsın. Ama değişen birşey olmayacak. Yine hep çok yüksek oy alanlar olacak. Seçim barajı kaldırılınca da kamer Genç gibi 5-10 tane tek tabanca dolacak ortalık. Onlar da sadece maaş alacaklar filan.
3- Valla seçimlerde herkes aday olabilmeli. Partiler aday sırasına sokma gibi birşey yapamamalı. Kişiye oy vermek gerek partiye değil.
4- Valla yargı bağımsızlığı olacak ama hakimler filan bunlar bağımsız mı ? vicdanları serbest mi? görüşleri kararların önüne geçer mi? Bunu merak ediyorum.
5- Seçimler eğlenceli oluyor . Ama hemen sonucların açıklanması bayıyor. Eskiden sabaha kadar beklenirdi. Şimdi gece 12 dedi mi belli oluyor herşey. İleride 1 saatte belli olacak ve heyecanı kalmayacak.
6- Bu soruşimdilik boş olsun.
hey gidi hey, siyaset konusunda üniversite yılllarında ne kafa patlatırdık 3×7 metre kare yurt odasında.
Aşktan yana şansım yoktur. Genelde yanlış yolu seçtim sayılır. Hani o tvlerde iyiler kazanır centilmen ol romantik falan filan (ki bulsam onu diyenleri kazıklara oturtacağım) öyle olmaya çalıştım hep. Ve 20 küsür yılın üstüne öğrendim ki olay bu değilmiş. Kötü olmak gerekiyormuş, maço, hep kızan, hep fırçalayan hep sorgulayan, ağlatan, sıkıntı yaratan biri olmak gerekiyormuş. Tamamen kaosa yönelikmiş bu aşk hikayeleri. Ve ilginçtir istisnasız arkadaşlarımın kız arkadaşları, arkadaşlarımın onca hakaret, fırçalamaları bağır çağırlarını işittikçe o cocuklara olan sevgileri arttı arttı. Şaşırmamak elde değil.
Kaos konusu ile alakalı bir latince söz diyeceğim yazının devamında ki sanırım bu Aşk olayı için de kullanılıyormuş. ben bunu öğrendim. (yazım okunsun diye ara reklam verdim
)
Şimdi bakıyorsun gençlere, facebooka müdehale, msn ye müdahale, telefona müdahale, arkadaşlara müdahale, herşeye müdahale. Yani bir nevi erkek kızın hayatını satın alıyor ve kızlarda nedense bu duruma bayılıyorlar. Yani o özgürüm olayı hikaye.
Anlamıyorum yani mizacım gereği, iyi niyetliyim, yardım etmeyi de severim. Kişiyi tanımama gerek yok. Birinin mutluluğunda bir katkım var ise çok mutlu olurum. Kızlara yardım edersin karşılık beklemeden maksat milletin işi görülsün diye, diğer erkeklerden farklı olursun. karşındakine potansiyel kız arkadaş diye değil yardım isteyen biri diye bakarsın. (Yanlışmış bunlar haaa) .
Yıllarca bu 4S kuralına da karşı oldum hep ve hala da karşıyım ama gel görki işler böyle yürüyormuş. Neden kafaya takacak mışım ki? Neden süper bir hayat vermeye kasacakmışım ki? Neden iyi bir birlikteliği mutlu bir başlangıcın üstüne inşaa edecekmişim? Neden tatlı söz ile işleri yoluna sokacak mışım? İyi niyet ile, paylaşım ile düşünce ile, önemseme ile bu işlerin olmadığını gördüm.
Herhalde öyle geliyorki kadınlar sevilen tek değil, bir başkası yerine tercih edilen olmayı seviyorlar. Onlara kız arkadaşı olan erkekler daha çekici geliyor olsa gerek. Bilmem belki bu kadınlar arasında bir görünmeyen mücaadele vardır.
Neyse devam edeyim…
Sürekli sevgilini sorgulama, sürekli sınırlar koyma, sürekli onun için endişelenme, sürekli eleştirme, sürekli üzme ve bunun sonucunda erkeğe deli gibi aşık(herhalde) bir kadın. Çok ilginç. Aklım kabul etmiyor bunu nedense. Bu böyle olmamalı. Acaba böyle mi? Yani sopa ile mi olacak bu işler? Binlerce yıl geçmesine karşın insan yine aynı insan. Kimse çıkıpta kadının üstünlüğü eşitliğinden filan bahsetmesin çünkü kadınların tavırları, onların eşitlik istediğini göstermiyor.
Yani düzeni sağlamak için bir kaos ortamı yaratılmalı herhalde. Üniversite yıllarında , gençliğin verdiği heves ve heyecan ile komplo teorisi kitapları çok okudum. Bunlardan biri de Illuminati dir. Bu kitaptan yıllar geçmesine rağmen aklımda kalan iki latince cümle vardır. Biri konumuz ile alakalı olmayan Novus Ordo Seslerum dur. Diğeri ise yukarıda anlattığım olay için aklıma gelen tek ve yegane kelimedir. Bu kelime ile dünyada hükümetler hükümranlıklarını hala sürdürüyorlar. Hala bu yöntem ile insanlar yönetiliyor ki kadınlar da sanırım bunun ile yönetilir.
O kelime de Ordo Ab Chao dur. Yani Kaosdan Kaynaklanan Düzen. Şimdi bakıyorum çevremdeki arkadaşların pek çoğu bu şekilde yönetimi tutuyorlar ellerinde ve pek çoğu da başarılı. Yani kadınlar böyle tipleri seviyorlar herhalde ki öyle gözüküyor tüm dünyaya bakınca. Güce tapan insanlar topluluğu. Hepimiz öyle güce tapıyoruz ve kadınlar da öyle gözüküyorlar. Her ne kadar eşitlikten yana boş konuşulsa da hepsi herşeyi düşünen ve bu konuda tek kararı veren erkeklere bayılıyorlar.
Şimdi yukarıdakilere bakarak ben ne Ordo Ab Chao yu yapabilirim ne de başkasını. Huylu huyundan vazgeçemiyor. Mezara gidecek bu karakter. (sevgili okur affına sığınarak bir ek yapayım. Mezara gidecek bu karakter cümlesinin sonuna bir aq koymak acayip geldi içimden nedense.)
Posting tweet...